Fırat Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi (Dec 2018)
BİR ULÛMU’L-KUR’ÂN KONUSU OLARAK NÜZÛLÜN HÜKMÜN SONRASINA KALMASI
Abstract
Nüzûlün hükmün sonrasına kalması teahhuru’n-nüzûl ani’l-hukm , hakkında bir âyet bulunmamakla birlikte müslümanlar tarafından uygulanagelen bir hükmün/ibadetin, teşriinin çok sonralarına tekabül eden bir dönemde Kur’ân âyeti olarak indirilmesini ifade etmektedir. Nüzûlün teahhurundan bahseden ilk müellifin Suyûtî olduğu bilinmektedir. Suyûtî sonrasında da konu, çeşitli ulûmu’l-Kur’ân eserlerinin müstakil başlıklarında ele alınmıştır. Teahhuru’n-nüzûl başlığı altında, bir ibadetin meşruiyetini o ibadetle alakalı âyetin nüzûlü ile irtibatlandırmanın her zaman mümkün olmadığına dikkat çekilmektedir. Nitekim abdest İslâm’ın ilk dönemlerinde namaz ile meşru kılınmasına rağmen abdest âyeti Medine döneminin sonunda indirilmiştir. Cuma namazı da hicretten evvel Medineli müslümanlar tarafından kılınmakla birlikte bu namazı emreden âyet Medine döneminin ilk senelerinde nâzil olmuştur. Yine zekâtın sarf mahalleri Medine döneminin ilk yıllarından beri bilinip uygulandığı halde mesârif-i zekâtı tadat eden âyetin nüzûlü hicri dokuzuncu senededir. İslâm’a mahsus bazı hükümlerin, bunlarla alakalı metlüvv bir vahiy olmadan da uygulanmasına rağmen Kur’ân âyeti olarak inzâl edilmesi, hükmün Kur’ân’da tilavet edilmek suretiyle teyit, takrir ve ibkâsı şeklinde değerlendirilmiştir